| Dünya Tiyatro Günü |
| ESMeR tarafından yazıldı. |
| Çarşamba, 04 Mart 2009 05:06 |
|
Uluslararası Tiyatro Enstitüsü 1948 yılında kuruldu. Bu enstitü 1961 yılında aldığı bir kararla 27 Mart gününü Dünya Tiyatrolar Günü olarak kabul etti. Her yıl enstitüye üye ülkelerde 27 Mart günü Tiyatro Bayramı olarak kutlanır. 27 Mart günü her ülkenin sanat ve tiyatro adamlarınca hazırlanan bir bildiri, sahnelerde okunur. Tiyatrolar o gece halka parasız gösteriler düzenler. Tiyatroyu halka sevdirmeye çalışırlar. Ülkemizde tiyatro ile ilgili ilk ulusal bildiriyi, yaÅŸamını Türk tiyatrosuna içtenlikle adamış olan Muhsin ErtuÄŸrul yazdı. Dünyada ilk tiyatro olayının nerede, nasıl baÅŸladığı kesinlikle bilinmiyor, AraÅŸtırmacılar; tiyatronun ilkel insanların av dönüşü vurdukları avın çevresinde sevinç ve heyecan sesleri çıkararak dans etmelerinden doÄŸduÄŸunu anlatırlar. Daha sonraları topluluk halinde yaÅŸamaya baÅŸlayan insanlar yılın belirli günlerinde, belirli bir yerde toplanmaya baÅŸladılar. Bu toplantıda içlerinden bir kiÅŸi yüksekçe bir yere çıkarak güldürücü öyküler anlatır, taklitler yapar, ÅŸarkılar söylerdi. Bu tür oyunlar zamanla ÅŸenlikler geleneÄŸini oluÅŸturdu. Bir süre sonra tiyatroda kiÅŸiler ikiye, üçe çıktı. Daha canlı, daha ilgi çekici konular bulundu. Böylece oyunlar, sanat niteliÄŸine kavuÅŸtu. Tiyatro da meslek haline geldi. Tiyatro yaÅŸamın bir parçasıdır. Konusu bakımından harekete, konuÅŸmaya, bazen de müziÄŸe yer verilir. Bu nedenle tiyatro güzel sanatların en ilgi çekici kollarından biridir. Tiyatroda oynayanla izleyen arasında yakın, sıcak bir iletiÅŸim vardır. İlk çaÄŸlarda oyunun yazılı metni yoktu. Yeteneklerine güvenen oyuncular ortaya çıkıp bir çeÅŸit tuluat yaparlardı. Tuluat; oyuncuların o anda düzenledikleri hareketleri, tasarladıkları sözleri söylemeleridir. Tuluat, sahnesiz ve metinsiz bir tiyatro oyunudur. Yazılı tiyatro yapıtları çok sonra ortaya çıktı. Bir süre tiyatro sözsüz oynandı. Oyuncular olayları, el, kol, gövde, bacak ya da yüz hareketleriyle anlatırlardı. Bu sözsüz tiyatroya pandomima denir. Bizde tiyatro olgusu; çok eskilere dayanan orta oyunu ile onun gölge oyunu biçiminden baÅŸlar. Gölge oyunu arkadan ışıklandırılan beyaz bir perde üzerine belli tipteki kuklaların hareket ettirilmesi ve konuÅŸturulması ile yansıyan Karagöz oyunlarıdır. Bugün köylerimizde, çok eski geleneklerden kalma bir alışkanlıkla tiyatroya çok benzeyen eÄŸlenceler düzenlenmektedir. Buna oyun çıkarma denir. Tiyatro oyunculuÄŸu özel eÄŸitimi gerektiren bir meslektir. Tiyatro öğretimi konservatuar denilen okulda yapılır. Tiyatro; yazarların dram, komedi, trajedi türünde yazdıkları eserlerin sahnede oynanması sanatıdır. Tiyatro gösteri sanatı olarak tanımlanır. Belli baÅŸlı türleri ÅŸunlardır: Komedi: Oyunların, insanların, durumların gülünç yönlerini gösteren bir tiyatro yapıtıdır. Komedinin belli baÅŸlı türleri ÅŸunlardır: Vodvil, hareketli, eÄŸlenceli bir konuya dayanan, içinde ÅŸarkılar bulunan hafif güldürüdür. Fars, olayların aşırı abartıldığı, taklitlerin sık sık tekrar edildiÄŸi bir komedi türüdür. Trajedi: Konusunu tarih, ya da efsanelerden alan acıklı sahne yapıtıdır. Dram: YaÅŸamımızda var olan umudu, sevinci, acıyı, bir arada sunan tiyatro oyunudur. Dram ÅŸiir ve düz yazı ile yazılabilir. Tiyatrolar; devlet tiyatroları, halk tiyatroları, bulvar tiyatroları, açık hava tiyatroları ve ÅŸehir tiyatroları gibi isimlerle anılır. Tiyatro yaÅŸamın bir parçasıdır. YaÅŸamı sergiler. YaÅŸama sevincini yaratır. GeçmiÅŸi, günümüzü, geleceÄŸi anlamamıza yardımcı olur. Tiyatro; Sorunlarımıza ışık tutar. Tiyatro, insanlar arasında halkın içinden doÄŸmuÅŸ bir sanattır. Tiyatro hep iyiden, güzelden hoÅŸtan yana olmuÅŸtur. Tiyatro insanları eÄŸitir. EÄŸitirken düşündürür. Tiyatro insanlara beraber gülmek, beraber aÄŸlamak, beraber düşünmek gibi insanca duygular aşılar. TİYATRO Tiyatro gününde yazarlarımızdan Haldun Taner'in yayınladığı ulusal bildiri. Her gece saat dokuz'da dünyanın dört bir bucağında binlerce perde açılıyor. Her gece saat dokuz'da milyonlarca insan ışıklandırılmış bir sahneden kendi dünyasının, kendi sorunlarının yoÄŸunlaÅŸtırılmış bir kesitini ilgi ile izliyor. Oyalanıyor; eÄŸleniyor, heyecanlanıyor, düşünüyor, bilinçleniyor. Her günkü sürgit yaÅŸamının akışı içinde tam fark edemediÄŸi, ya da edip de unuttuÄŸu bazı ana sorunları yeni bir gözlükle görmeye baÅŸlıyor. Tiyatrolar insanlara «KoÅŸun, bana gelin, size ilginç bir ÅŸeyler göstereÂceÄŸim» derler. «Gelin, beni izleyin memnun kalacaksınız» derler. Bu alışkanlık yüzyıllardır sürüp gidiyor. Çünkü; tiyatroda etli canlı oyunculardan, etli canlı seyircilere ve sonra yine o etli canlı seyircilerden etli canlı oyunculara geçen karşılıklı bir elektÂrik alışveriÅŸi vardır ki, bu aynı çatı altında aynı anda birbirini tamamlama ve karşılıklı etkileme olayı tiyatroya benzersiz bir toplumsal yaÅŸantı niteliÄŸi kazandırır. İnsanoÄŸlu doÄŸa karşısındaki korkularından baÅŸlayarak yüzyıllar boyunca acılarını, sevinçlerini, ihtiraslarını, düşüncelerini, düşlerini, özlemlerini, taÅŸlamalarını, dünya görüşlerini, savaşımlarını, her ÅŸeyini somutlaÅŸtırıp dile getirmiÅŸtir. Tiyatronun bunca yüzyıllardır varoluÅŸu boÅŸuna deÄŸildir, tiyatro, insan mayasının kopmaz bir öğesi, insandan ayrı düşünülemez bir gereksinmesidir. DoÄŸada iÅŸlevini bitiren her ÅŸeyin varlığını sürdürebildiÄŸi görülmemiÅŸtir. Tiyatro sürüyorsa, sürecekse her devirde bir iÅŸlevi olduÄŸundandır. «Tiyatro, iki kalas bir hevestir» sözü boÅŸuna söylenmemiÅŸ... Tiyatronun mitolojik piri sayılan Dionisos'tan gelme bir coÅŸkusu vardır. Bu coÅŸku olmadan tiyatro çekici olamaz. Her gece saat dokuz'da dünyanın dört bucağında tiyatrocular ne oynarÂlarsa oynasınlar sahneden salona bu coÅŸkuyu, bu gençliÄŸi, bu gücü, bu saÄŸlıklı havayı estirirler. Her gece saat dokuz'da on binlerce perde dünya durdukça açılsın, dursun. Tiyatro olmasa, insanoÄŸlu çok eksik, çok güdük kalırdı. Haldun Taner |