| Müzeler Haftası |
| ESMeR tarafından yazıldı. |
| Çarşamba, 04 Mart 2009 05:29 |
|
18-24 Mayıs tarihleri arası Müzeler Haftası’dır. Müzeler Haftası'nda ülkemizin kültür varlıkları tanıtılır. Eski eserlerin korunması, gereÄŸi anlatılır. Müzelerimiz gezilerek milli kültür ve tarih bilgimiz zenginleÅŸtirilir. Hafta içinde açık oturumlar düzenlenir. Uzmanların konferans vermeleri saÄŸlanır. Okullarda Tabiat Varlıkları ve Müzeler köşesi hazırlanır, bu köşede müzecilikle ilgili basında çıkan yazılar sergilenir. Öğrencilerin müzecilikle ilgili yazıları burada deÄŸerlendirilir. Çevrede bulunan eski eser niteliÄŸindeki belge ve kalıntılar bu köşede sergilenir. Müze; sanat, bilim, tarih, kültürle ilgili eserlerin halka gösterilmek için toplanıp sergilendiÄŸi yerlerdir. Eski eser; belge, anıt ve kalıntılardır. Eski eserler, bize, geçmiÅŸ yıllarda insanların düşünüş, inanç, yaÅŸayış ve yetenekleri hakkında bilgi verirler. GeçmiÅŸi öğrenerek bugünü anlamamıza yardımcı olurlar. Eski eserlerin derlenip toplanması önce İngiltere’de baÅŸlamıştır. imparatorluÄŸun deÄŸiÅŸik yerlerinden toplanan belgeler, kalıntılar, heykeller baÅŸkente getirilerek bugünkü müzenin ilk biçimi oluÅŸturulmuÅŸtur. Daha sonra Avrupa'nın öteki ülkelerinde de benzer çabaların gösterildiÄŸini görüyoruz. Müzeler baÅŸlangıçta halka açık deÄŸildi. Müzelerden devlet yöneticileri ile bilginler yararlanıyordu. 1850 yılından sonra müzelerdeki eski eserler sergilenerek halkın ilgisine ve bilgisine sunuldu. Yurdumuzda müze çalışmaları 1846 yılında Ahmet Fethi PaÅŸa tarafından baÅŸlatıldı. İlk müze İstanbul’da Aya İrini Kilisesi'nde kuruldu. Daha sonra Osman Hamdi Bey zamanında yurdun çeÅŸitli bölgelerinde özellikle Nemrut Dağı'nda eski Sayda kentinde yapılan arkeolojik kazılardan çıkan eserler İstanbul’a getirildi. Bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzesi kuruldu. Osman Hamdi Beyin ölümünden sonra bu göreve Halit Eldem atandı. Onun zamanında Türk İslam eserlerini içine alan «İslam Müzesi» kuruldu. 1924 yılında Topkapı Sarayı müze olarak hizmete açıldı. 1928 yılında Etnografya Müzesi tamamlanarak hizmete girdi. 1934 yılında Ayasofya müze olarak hizmete sunuldu. Bu arada Konya, Bursa, Manisa, İzmir, Kayseri, Afyon, Antalya, Edirne, Adana illerimizde müzeler açıldı. Açılan müzeler geliÅŸtirildi. Eski müzeler onarıldı. Cumhuriyet döneminde bir yandan müzeler açılırken öte yandan da arkeolojik kazılar yapıldı. Roma Hamamı, Ahlatlıbel, Alacahöyük, AliÅŸar, BoÄŸazlıyan kazıları ilk milli arkeolojik kazılardır. Bu kazılardan çıkan eserler Ankara'da Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ndedir. Ülkemiz toprakları üstünde birçok uygarlıklar yaÅŸanmıştır. Bu uygarlıkların kalıntıları, anıtları belgeleri müzelerimizde sergileniyor. Yurdumuzda bugün yüz yirmi yedi müzemiz vardır, bu müzelerde toplam iki milyonu aÅŸan eski eser sergilenmektedir. Yurdumuza gelen turistlerin büyük bir çoÄŸunluÄŸu bu müzelerimizi gezmektedir. Müzelerimizi zenginleÅŸtirmek için bulduÄŸumuz eski eserleri müze yöneticilerine teslim etmeliyiz. Çevremizde izinsiz kazı yapılıyorsa durumu ilgili makamlara bildirmek bir yurttaÅŸlık görevidir. Yurdumuzun tarihi deÄŸerlerine eski eserleri koruyarak sahip çıkmalıyız. Bu onurlu bir yurttaÅŸlık görevidir. MÜZELERİMİZ AÅŸağıda okuyacağınız yazıda müzeciliÄŸimizin dünü ve bugünü özet olarak deÄŸerlendiriliyor. Yüzyıldan fazla bir geçmiÅŸi olan Türk müzeciliÄŸi ilk zamanlar yalnız İstanbul’da ve belirli bir kesime seslenirken sonradan yurt düzeyine yayılÂmıştır. Bugün çaÄŸdaÅŸ batılı müzelerle boy ölçüşecek düzeye eriÅŸmiÅŸtir. Uzun bir süre camilerde, medreselerde, yıkık binalarda çeÅŸitli zorluklarla müzeciliÄŸimizi sürdüren Anadolu'nun müzecilerine bugün çok ÅŸey borçlu olduÄŸu-muzu belirtmeliyiz. Eski ve yıpranmış müzelerimizin yerine kültür birikiminin zengin olduÄŸu il ve ilçelerde yapılan yeni modern müzelerimiz o kadar çoÄŸalmıştır ki ülkemizi ziyaret eden yabancı turistler bile bu geliÅŸmeyi ÅŸaÅŸkınlıkla karşılamaktadırlar. Bu çoÄŸalma Türkiye'de turizmin geliÅŸmesine baÄŸlanabilir.. Ya da kalkınma harekelerinin normal sonucu olarak kabul edilebilir. Devletin bunca katkı ve ilgisine raÄŸmen halkımızın müzelere olan ilgisi üzülerek belirtelim ki aynı oranda olmamıştır. Özellikle büyük müzelerimizde yerli ziyaretçi sayısı yabancılardan çok az olmuÅŸtur. Bunun nedenleri arasında on beÅŸ, yirmi yıl öncesine kadar özellikle Anadolu müzelerinin elveriÅŸsiz yapılarda ve tamamen bir depo görünümünde olmaları ve bu duruÂmun insan üzerinde yarattığı kötü iz olabilir. Durum ÅŸimdi öyle deÄŸildir. Müzeler artık geçmiÅŸle aramızda kültür köprüsü kurulan eÄŸitim yerleri olmuÅŸtur. Günümüzden yüzlerce yıl önce yaÅŸamış insanların kültürleri, yaÅŸaÂyış biçimleri hakkında bilgi sahibi olmamızı saÄŸlamaktadır. Müzeler yalnız geçmiÅŸteki kültür varlıklarının sergilendiÄŸi yer deÄŸil, aynı zamanda Etnografya, fen, doÄŸa ve folklor müzelerinde yakın geçmiÅŸin sanat ve zeka ürünlerinin ortaya konduÄŸu yerlerdir. Müzelerimizin görevlerinden biri kültürel varlıkları korumak ise diÄŸeri eÄŸitimdir. Polonya’daki bir müzenin önündeki ÅŸu yazı müzenin önemini çok güzel açıklıyor «GeçmiÅŸ, gelecek içindir» Sabahattin TÜRKOÄžLU |